Keneden 30 kişi öldü

Sağlık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Dr. Turan Buzgan, Sağlık Bakanlığı'nda düzenlenen basın toplantısıyla Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) ve Kene Zirvesi'nde alınan kararları açıkladı.

Kenelerin hastalık bulaştıran en önemli taşıyıcılar olduğunu söyleyen Buzgan, keneden insan ve hayvana yaklaşık 200 hastalığın bulaşabileceğini bildirdi.

Kene artışının temelinde genellikle iklim değişikliklerinin olduğunu belirten Buzgan, "KKKA iklim, bitki örtüsü, yabani hayvan sayısı ve niteliğiyle doğrudan ilişkili bir hastalıktır. Hastalık ülkemizde büyük oranda Karadeniz Bölgesi'nin orta ve iç batı kesimleri ile İç Anadolu'nun kuzeyinde uygun şartları taşıyan kırsal bölgelerde görülmektedir" dedi.


Hastalığın, kenenin vücuda yapışması ve elle ezilmesi şeklinde iki yolla bulaşabileceğini açıklayan Buzgan, korunma tedbirlerine uyulmadığı taktirde hastalardan sağlık personeline de bulaşabileceğini kaydetti.

"Hastalığın ülkemizde varlığının anlaşıldığı 2003 yılından günümüze kadar 7 sağlık personeline bulaşma olmuş, 6'sı şifa ile sonuçlanmış, bir personelimiz ise 2006 yılında tüm çabalara rağmen kaybedilmiştir" diyen Buzgan, hastalığın tedavisinde korunmada uygulanabilecek, etkinliği bilimsel olarak kanıtlanmış bir ilaç ve aşı bulunmadığını, bu sebeple KKKA hastalığının kontrolünde bilinçli bireysel korunma tedbirlerinin önemli olduğunu vurguladı.

25 Haziran 2008 tarihi itibariyle vaka sayısı 492'ye ulaşırken, kaybedilen hasta sayısının 30 olduğunu açıklayan Buzgan, 2002'den itibaren bin 100 köyde 2 bin 312 KKKA vakası tespit edildiğini söyledi.


Dünya Sağlık Örgütü ile işbirliği içinde olduklarını vurgulayan Buzgan, "KKKA birçok sektörü ilgilendiren zoonoz bir hastalıktır. Bu sebeple Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Çevre ve Orman Bakanlığı başta olmak üzere ilgili bakanlık, kurum ve kuruluşlara işbirliği içinde çalışılmaktadır" diye konuştu.
Buzgan, genel durum değerlendirmesinde hastalığa yakalananların çoğunun tarım ve hayvancılıkla uğraşanlar olduğu ve kentsel alanlarda riskin çok düşük olduğu, riskli bölgelerde Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından tedarik edilmiş ilaçların ücretsiz kullanımına devam edilmesi konusunda kararlar alındığını açıkladı.


Toplantının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Buzgan, "Keneye karşı biyolojik silah kullanılabilir mi?" sorusu üzerine, bunun mümkün olacağını ancak şu anda biyolojik silahlık bir durum olmadığını söyledi

Chp Ak partiye çattı

CHP Genel Saymanı Mustafa Özyürek, son zamanlarda AK Parti kanadından yapılan açıklamaların AK Parti'nin Refah Partisi ve Fazilet Partisi çizgisinin gidişinden, Türkiye'nin temel kurumları ile o çizginin çatışmasından ders almadığını gösterdiğini ileri sürdü.

Özyürek, partisinin MYK toplantısı sonrasında makamında bir basın toplantısı düzenledi. CHP Genel Saymanı Mustafa Özyürek, toplantıda Dışişleri Bakanı Ali Babacan'ın 'Türkiye'de Müslümanlar baskı altında', AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat'ın da 'Atatürk devrimleri toplumda travma yaratmıştır' yönündeki sözlerini yeniden değerlendirdiklerini belirtti.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün de bir makalesinde 'İslam'ı camiye hapsedemezsiniz' dediğini belirten Özyürek, "Eğitimin, yönetimin, siyasetin, adaletin dinin etkisi altında kalmasının amaçlandığını bu durum gösteriyor" dedi. Bir genç kızın 'Atatürk'ü sevmiyorum, Humeyni'yi seviyorum' sözlerinin de bir örnek olduğunu söyleyen Özyürek, "Bunun biz AK Parti'ye oy veren insanların büyük çoğunluğu tarafından kabul edilmediğini, radikal İslami düşüncenin kabul edilmediğini, AK Parti'ye oy verenlerin radikal İslami düzen için oy vermediklerini, ekonomik sorunların çözüldüğü bir ülke için oy verdiklerini düşünüyorum" diye konuştu.

Tüm bu değerlendirmelerin AK Parti içinde bir çekirdek kadronun değerlendirmeleri olduğunu savunan Özyürek, şunları söyledi:

"AK Parti'de pek çok insan, milletvekili de Dengir Mir Mehmet Fırat'ın 'Atatürk devrimleri travma yaratmıştır' düşüncesini paylaşmadıklarını bugün gördük. Bu milli görüş geleneğinden gelen iç çekirdeğin görüşüdür. AK Parti'ye oy veren muhafazakar, dini inançlarını gereğini yerine getiren ama Atatürk ilkelerinin de Türkiye'yi daha çağdaş bir doğrultuya götürdüğünü düşünen insanlar tarafından kabul edilmediğini görüyoruz. Bu gelişmeler ortaya koymuştur ki AK Parti devletimizin kuruluş felsefesine karşıdır.

Yani laiklik ilkesine, Anayasa'nın ilk üç maddesinde ifade edilen ülkenin bölünmez bütünlüğü, laik demokratik cumhuriyet, başkentinin Ankara olması, resmi dilinin Türkçe olması gibi bu cumhuriyetin kuruluş felsefesine karşı olduğu anlaşılıyor. Bu tavırlar gösteriyor ki AK Parti, Refah-Fazilet çizgisinin gidişinden Türkiye'nin temel kurumları ile o çizginin çatışmasından ders almamıştır. Bir çekirdek kadro, o çizgiyi zorlamakta, AK Parti'yi tekrar o çizgiye doğru çekmektedir.

Oysa Refah ve Fazilet Partisi'nin Türkiye'yi büyük bir açmaza, çıkmaza sürüklediği ortaya çıkmıştı ve Başbakan Erdoğan da 'Biz 28 Şubat'ın ürünüyüz' diyerek o çizgiyi benimsemediklerini ifade etmişti. Ama son zamanlardaki tutumu, konuşmaları giderek Refah-Fazilet çizgisine doğru gittikleri anlaşılıyor."

AK Parti'nin kapatma davası ile ilgili olarak da herkesin yargı kararlarına saygı duyması gerektiğini ifade eden Özyürek, "AK Parti işine gelen kararlara sahip çıkıyor, işine gelmeyen karalara şiddetle karşı çıkıyor" dedi. Özyürek, AK Parti'nin cumhurbaşkanını halkın seçmesi ile ilgili kararı memnuniyetle karşıladığını ama türbanla ilgili karara karşı çıktığını belirterek, "Türkiye'de sükunet muhafaza edilmelidir. Yargıya müdahale edecek söylemlerden herkes kaçınmalıdır" diye konuştu.

Özyürek, yeni bir anayasa yapılması ile ilgili olarak da, anayasaların maddelerinin değiştirilebileceğini ancak toptan bir değişimin doğru olmayacağını söyledi. Dünyanın hiçbir ülkesinde de bunun olmadığını dile getiren Özyürek, CHP olarak dokunulmazlıklar konusunda bir anayasa değişikliğine destek vereceklerini söyledi.

Özyürek, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın Sosyalist Enternasyonal Toplantısı'na katılıp katılmayacağının sorulması üzerine ise, katılımın Cumartesi günü kesinleşeceğini kaydetti. CHP Genel Saymanı Mustafa Özyürek, 2 Temmuz'da Sivas olaylarını anma etkinliklerine ise hem Baykal'ın katılacağını hem de MYK üyeleri ve milletvekillerinden oluşan geniş bir heyetle katılacaklarını bildirdi

Chp den sosyalistlere mesaj

Öymen, "Türkiye'ye yönelik haksız bir saldırı olduğu zaman buna en önce biz karşı çıkarız. Kim olursa olsun ve partimize neye mal olursa olsun" dedi.


CHP İstanbul İl Başkanlığı tarafından düzenlenen "İstanbul'un Su Politikası Sempozyumu" Beşiktaş Akatlar'daki Mustafa Kemal Merkezi'nde (MKM) başladı. CHP Lideri Deniz Baykal'ın son anda programını değiştirerek katılmadığı sempozyuma CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Onur Öymen katıldı.

Yunanistan'ın başkenti Atina'da gerçekleşecek Sosyalist Enternasyonal'in 23. Kongresi'nde, CHP'nin parti yapısının antidemokratik olduğu ve Türkiye'nin demokratikleşmesini engellediği konusunun konuşulacağı
yönündeki soruları yanıtlayan Öymen, böyle bir şeyin "ima" dahi edilmediğini söyledi.


"Sosyalist Enternasyonal, bizim 30 yıldan beri üye olduğumuz, temel değerlerini paylaştığımız bir örgüttür. Her sosyal demokrat partinin izlediği politika farklıdır. Bir ülkenin sosyal demokrat partisinin Sosyalist Enternasyonal'e üye olması demek, başka ülkelerin sosyal demokrat partileri ile her konuda aynı görüşte olması anlamına gelmiyor.

Mesela İngiliz işçi partisini ırak operasyonu konusundaki tutumu farklıdır, Almanları, Fransızların farklıdır. Burada iki işi birbirine karıştırmamak lazım" diyen Öymen sözlerini şöyle sürdürdü:
"Hiçbir sosyal demokrat parti bir başkasına, sen de benim gibi düşüneceksin diyemez. Her ülkenin sosyal demokrat partisi bir tarafta kendi ülkesinin çıkarlarını düşünür, diğer tarafta da sosyalist enternasyonalin temel değerlerine bağlı kalır. Biz de zaten bunu yapıyoruz.

Bazıları CHP'nin sosyalist enternasyonal ile olan iyi ilişkilerinden rahatsızlık duyuyor. Bunlar CHP'ye karşı sosyalist enternasyonal bir tepki oluşturmaya çalışıyor. Mesele budur. Bunların hedefi yurt dışında da CHP'yi kötülemektir.


Halbuki biz devlet geleneğimize göre iç politikayı yurt dışına taşımayız. Yurt dışında sadece ülke çıkarlarını savunuruz."

Bir soru üzerine Öymen, "Bizim sosyal demokrat parti olup olmadığımıza en son karar verecek AK Parti'dir. Onlara sormayacağız. 'Sosyal demokrasinin ilkeleri nelerdir?' diye. Kendilerinin bütün yaptıkları yalnızca sosyal demokrasi değil, demokrasinin bütününe aykırıdır. Onların bize kalkıp da sosyal demokrasi dersi vermesi ancak kara mizah olur" dedi.


Sosyalist Enternasyonal'in CHP'nin üyeliğini gözden geçirmesi gibi bir şey söz konusu olmadığını belirten Öymen, "Gündemde hiç böyle bir konu yok. Onlardan bize gelen en küçük bir ima bile yok" diye konuştu.

Bazı sosyalist parti mensuplarının da Türk yargısını baskı altına alacak tarzda demeçlerini okuduklarını vurgulayan Öymen, "Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi'nde verdikleri oyları görüyoruz. Bizi rahatsız eden budur. Biz çünkü parti çıkarı uğruna ülkemizi hiçbir zaman feda etmeyiz. Türkiye'ye, Türk yargısına, anayasal kuruluşlarına ve cumhuriyet değerlerine yönelik haksız bir saldırı olduğu zaman buna en önce biz karşı çıkarız. Kim olursa olsun ve partimize neye mal olursa olsun" ifadelerini kullandı.


Öymen, kürsüde yaptığı konuşmada ise hükümetin su politikalarını eleştirdikten sonra Sosyalist Enternasyonel'e ilişkin görüşlerini paylaştı.

Başbakan millileri kutladı

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 2008 Avrupa Futbol Şampiyonası yarı final maçında Almanya önünde sergiledikleri performanstan dolayı millileri kutladı.

Başbakan Erdoğan, yarı finalde Almanya'ya son dakikalarda yediği golle 3-2 yenilen ve şampiyonaya veda eden Türk Milli Futbol Takımı'nı teselli etti.

İsviçre'nin Basel kentinde oynanan karşılaşmayı Ankara Subayevleri'ndeki evinde izleyen Başbakan Erdoğan, maçın ardından Futbol Federasyonu Başkanı Hasan Doğan ve Milli Takım Teknik Direktörü Fatih Terim'i telefonla arayarak, tebrik etti. Türkiye'yi şampiyonada yarı finale taşıyan milli takımı öven Başbakan Erdoğan, "Millilerimizi, üstün performansından
dolayı kutluyorum. Hepsiyle gurur duyuyoruz" dedi.